14/03/2019
“BENDE ÇOK AŞIRI VESVESE VAR. NAMAZ KILARKEN, KUR’AN OKURKEN, EZAN DİNLERKEN, ABDEST ALIRKEN DAHA ÇOK OLUYOR. KENDİMLE MÜCADELE ETMEKTEN BIKTIM. DİNİ SOHBET YAPAN BİRİNİ DİNLERKEN BİLE TÖVBE HAŞA NELER GELİYOR AKLIMA. DAYANAMIYORUM. BEN KÖTÜ BİR İNSAN MIYIM?. NE YAPMAM GEREKİYOR. “ DİYORSANIZ…
Bazen bizi istemsiz bir şekilde öyle düşünceler meşgul eder ki; O düşüncelerden kurtulmak için ne kadar mücadele edersek edelim, buna rağmen daha çok kötü düşünce bombardımanı yaşarız. İstemsiz olarak, elimizde olmadan içimizden geçen bu saçma sapan düşünceler bizi çok rahatsız eder.
Özellikle namaz kılarken, Kur’an okurken, ezan dinlerken, dua okurken vs durumlarda gelen düşünceler sonucunda kendimizi yargılamaya başlarız. Bu düşüncelere hakim olamayız. “Ben neler düşünüyorum böyle. Kafir mi olacağım. Yoksa kafir mi oldum. Şeytanın bile düşünmeyeceği şeyler düşünüyorum. Aman Allah’ım. Düşünmemeliyim. Engel olmalıyım. Kendimi başka bir şeye vermeliyim. Ben öyle biri değilim. “ şeklinde kendimizi yargılamaya da başlarız.
Kişinin kendisiyle olan bu durumu sonucunda kişi kendi kendine mücadele savaşı vermeye başlar. İçinde artık fırtınalar kopacak hale gelir.
Kişi bu durumuyla mücadele etmeye devam ederse kesinlikle eninde sonunda yatağa düşecek kadar depresyona girebilir.
Kişinin dışa vurmadığı fakat kendini kınayıp yargıladığı her türlü düşünce bu gruba girmektedir.
Bizler kısaca bu tarz düşüncelere VESVESE adı veriyoruz.
PEKİ VESVESEDEN NASIL KURTULURUZ? BU DURUMUN İLACI VAR MIDIR?
BİRİNCİSİ: Rabbimiz kullarına çok şefkatli ve çok merhametlidir. Bu sebeple kullarına hep torpil yapar.
Mesela çok kinlendiğiniz birine zarar vermek için niyetlendiniz. Daha sonra da bu niyetinizin yanlış olduğuna karar verip zarar vermekten vaz geçtiniz. Zarar vermeye niyetlenmenize rağmen icraata dökmeyip vaz geçtiniz. İşte Rabbimiz icraata geçirilmeyen bu durum için günah yazmıyor.
Fakat mesela yolda giderken durumu çok kötü bir öksüz, yetim, kimsesiz bir çocuk gördünüz. Ona yardım etmeye niyetlendiniz. Para vermek istediniz. Oysa cebinizde beş kuruş bile olmadığı için bu iyiliği ona yapamadınız. Üzüldünüz. İşte Yüce Rabbimiz bizim bu niyetimiz karşılığında iyilik yapamasak bile yapmak istediğimiz için aynen o iyiliği yapmış gibi sevap veriyor.
Bilinçli olarak yapılan bu niyetlerimizin karşılığında bile yüce Rabbimizin verdiği karşılık buyken, istemsizce kalbimizi, gönlümüzü, zihnimizi meşgul eden vesvese tarzı düşünceler karşılığında zaten biz bu durum karşılığında ezilip üzülüyorken Rabbimiz bizi sorumlu tutar mı? Tutmaz. Ve tutmayacağına dair rivayetler de var.
İKİNCİSİ: Kimde bu tarz istemsiz vesveseler oluyor ve şiddetleniyorsa kişi bu durumdan çok rahatsız oluyorsa o kişi bilsin ki İMANI ÇOK KUVVETLENMİŞTİR. Çok kuvvetli olan imanın işaretidir bu durum.
Sahabe-i Kiram'dan Efendimiz'e gelip, "Ya Rasulallah, vesveseye müptelayım." diyen birine, Efendimiz (s.a.s.)'in cevabı: "Endişe edilecek bir şey yok; o mahz-ı imandır, imanın ta kendisidir." (Müslim, İman 211; Müsned, 2/456; 6/106)
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ashabından bir kısmı ona sordular:
"Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına kaniyiz."
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?" diye sordu. Oradakiler "Evet!.." deyince: "İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese zarar vermez)" dedi." [Müslim, İman 209 (132); Ebu Dâvud, Edeb 118 (5110)]
SONUÇ OLARAK YAPMAMIZ GEREKEN;
Vesvesenin kendisiyle ya da kaynağıyla kesinlikle uğraşmamak lazım gelir. Adeta karşımızdaki düşman bizi ringe davet eder. Ringe çıkmamız için tahriklerde bulunur. Kesinlikle tahrike kapılıp mücadele etmek için ringe çıkmamak lazım gelir.
Vesveseyle mücadele edip onu yenen görülmemiştir. Vesveseyle mücadele eden kişi kesinlikle yenilir ve depresyona girip yatağa kadar düşer.
Şunu iyi bilmelidir ki;
İnsanın hayali ve kurguları çok sınırsızdır. İstese de istemese de kişi, kendisine hakim olamayacak derecede istemsiz ve saçma düşünceler içerisine girebilir. Halbuki bu düşünceleri konuşmaya kalksa asla dile getirmek istemez. Konuşamaz. Çekinir, utanır ve kendini suçlar. Olayları sadece kendi içinde yaşar.
Öncelikle içimizdeki bu vesvesenin kaynağının şeytan olduğunu bilmek gerekir. Şeytan vesvese verir. Tabiri caizse size “Sen şu an namaz kılıyorsun. Falan yerde falan günahı işlemiş adamsın. Hangi yüzle namaz kılıyorsun..” şeklinde size vesvese verir. Ümitsizliğe düşürmeye çalışır.
Namazda fatihayı okuyorsunuz. Kur’anla ilgili, meleklerle ilgili, peygamberle ilgili, yaratanla ilgili öyle saçma sapan düşünceler gelir ki “Ben acaba şu an kafir mi oluyorum?” şeklinde sarsıntılar bile yaşarsınız.
Bilin ki bu durum sizden değildir. Yapmanız gereken; tabiri caizse boş boş konuşan kişiyle alay edip kale almama tarzında bir taktik geliştirmenizdir. İçinizden buna benzer saçma düşünceler geçtiğinde “Yaw hee hee. “ , “Oldu canım tabi.” tarzında kendinize ait bir alay cümlesi edinin. Her aklınıza istemediğiniz düşünceler geldiğinde bunun kaynağının şeytan olduğunu bilerek onu alaya alın. Ve muhatap olmayın.
Bu tür vesveselerin, imanı çok kuvvetli kişilerde olduğunu bilin. Bunun bilincinde olup keyfini çıkarın. Kesinlikle sizden olmayan düşüncelerin size aitmiş gibi kendinizce yargılamasıyla uğraşmayın.
Yahudilerden biri Hz. Ali’ye gelir ve adeta küçümseyerek; “Ya Ali. Sizde vesvese diye bir şey var. Namaz kılarken, ibadet yaparken bile hiç peşinizi bırakmıyor. Oysa biz ibadet ederken hiç vesvese olmaz. Çok rahat ibadet ederiz.” diye sorar.
Hz. Ali’nin verdiği cevap çok manidardır;
“Altın olmayan eve hırsız girmez.”
VESEVESEYE AŞIRI KAPILMIŞ KARDEŞLERİMİZE ACİZANE ŞÖYLE BİR TAVSİYEMİZ VAR;
Kalede bekleyip te size atılan bütün topların muhatabı sizmişsiniz gibi bütün topları tutmaya çalışmayın. Çekilin kaleden şeytan istediği kadar gol atsın. Kendi çapında sevinsin. Siz muhatap olmadıktan sonra yorulup gol atmaktan vaz geçecektir. Şayet siz kalede durmaya ve atılan bütün topları tutmaya, o topların muhatabı olmaya devam ederseniz, kendinizi yorarsınız. Hasta olur ve yatağa düşersiniz.
Selam ve dua ile..