02/08/2026
Bugün Dubai’ye taşınalı tam iki yıl oldu.
Bazen insan bir şehre taşınıyor.
Bazen de o şehir, insanın içindeki bazı odaların kapısını açıyor.
İlk geldiğim günleri düşündüm bugün.
Yeni bir ülke…
Yeni bir kültür…
Yeni bir iş…
Hiç tanımadığım insanlar…
Ve yeniden “Ben burada nasıl bir hayat kuracağım?” sorusu.
İnsan belli bir yaştan sonra değişimin daha zor olacağını düşünüyor.
Oysa son iki yıl bana başka bir şey öğretti.
Değişim yaşla değil, merakla ilgili.
Yeni bir şehre alışmak…
Yeni dostluklar kurmak…
Yeniden iş hayatına başlamak…
Başka bir dilin, başka bir kültürün içinde kendine yer açmak…
Bunların hiçbiri konforlu değildi.
Ama hepsi öğreticiydi.
Bu iki yıl boyunca sadece yeni bir ülkede yaşamadım.
Yeni müzeler keşfettim.
Yeni sergiler gezdim.
Yeni insanlar tanıdım.
Yeni ekiplerle çalıştım.
Yeni fikirler ürettim.
Ve belki de en önemlisi…
Kendimin yeni bir versiyonuyla tanıştım.
Yaratıcılık üzerine uzun zamandır düşünüyorum.
Bence yaratıcılık sadece yeni bir fikir bulabilmek değil.
Hayat sana yepyeni bir sayfa açtığında, o sayfayı cesaretle doldurabilmek de yaratıcılık.
Çünkü bazen en büyük tasarım projesi…
Kendi hayatın oluyor.
Bugün geriye dönüp baktığımda iyi ki o adımı atmışım diyorum.
İyi ki bilinmeyeni seçmişim.
İyi ki yeniden acemi olmayı göze almışım.
Ve iyi ki bu yolculukta bana eşlik eden ailem, dostlarım ve yollarımızın kesiştiği güzel insanlar olmuş.
İki yılın sonunda cebimde sadece anılar değil;
daha fazla cesaret,
daha fazla esneklik,
ve hayata karşı daha büyük bir merak var.
Sanırım insanın gidebileceği en güzel yer, kendisinin henüz tanımadığı hâli.
İyi ki, Dubai. 🤍